Yıl: 2025
Teknik: Tuval Üzeri Yağlı Boya
Ölçü: 35 × 50 cm

Bu tabloyu yaparken hiç konuşmadım.
Hiçbir kelimeye sığınmadım.
Sadece kalbimde dolaşan o sessiz müziği dinledim.
Fırçam elimdeyken kelimelerin yükü üzerimden kalktı —
çünkü bazen anlatmak değil, hissetmek yeterlidir.
Bu kadını çizerken onunla konuşur gibi oldum.
Ama o bana kelimelerle değil, bir duruşla cevap verdi.
Baktım, sustu; ama o sessizlikte binlerce cümle vardı.
Sanki bana diyordu ki:
“Benim sesim, beni duyanın kalbinde yankılanır.”
Eser Hakkında Daha Fazla Bilgi
Bedenini parçalara ayırdım çünkü hayat hiçbir zaman tek bir renkten ibaret değildir.
Bir kadının ruhu da öyle…
Bir yanı güçlüdür, bir yanı incinmiş; biri çocuk kalır, biri olgunlaşır.
Ama hepsi bir araya geldiğinde o eşsiz denge oluşur.
İşte bu yüzden bu figür, eksik değil — tamamlanmış bir sessizliktir.
Altında toplanan kediler, o sessizliğe tanıklık eder gibi durur.
Gözlerinde bir huzur, bir merak, bir güven vardır.
Belki de onlar, bu kadının kalbinden taşan şefkatin ete kemiğe bürünmüş hâlidir.
Ben hep inanırım:
Bir kadın gerçekten dinginse, etrafındaki her şey onun ışığıyla sakinleşir.
Bu kediler de o ışığın sıcaklığında toplanmış gibidir.
Sonra o güvercin çıktı karşıma…
Bir el hareketiyle özgürlüğü selamlayan bir kuş.
Kadın onu tutmadı, uçmasına izin verdi.
İşte o an fark ettim —
kadın figürüm aslında kendi içindeki özgürlüğü serbest bırakıyordu.
Bazen en büyük sevgi, gitmesine izin vermektir.
Ve bazen en büyük güç, hiçbir şey söylemeden var olmaktır.
Bu tabloyu yaparken ben de onunla birlikte sustum.
Ama içimde öyle bir ses yükseldi ki, hâlâ yankısını duyuyorum:
kadın olmanın, hissetmenin, bırakmanın, affetmenin sesi…
Bir kuş kanadına, bir kedinin bakışına, bir renk geçişine sığan o tarifsiz hâl.
“Sözcüksüz Hikâyeler” tam da bu yüzden var.
Çünkü ben inanıyorum, kadınların en derin hikâyeleri kelimelerle değil,
ruhlarının sessizliğiyle anlatılır.
Ve o sessizlik, bazen bir çığlıktan çok daha gürdür.




