Yıl: 2020
Teknik: Tuval Üzeri Yağlı Boya
Ölçü: 70 × 100 cm

Bu resmi yaparken dışarıda olağanüstü bir ışık vardı.
Gökyüzü neredeyse aşırı güzeldi, ama o güzellik pencerelere çarpıp içeriye yalnızca bir gölgeyle giriyordu.
İçerideyse başka bir ışık vardı: sessiz, sabırlı, korunaklı…
Ve ben o ışığın içinde nefes almaya çalışıyordum.
Tuvaldeki kadın — belki bendim, belki hepimizdik.
Yüzündeki maske, ellerindeki eldiven, zamanın getirdiği görünmez korkunun sembolleriydi.
Eser Hakkında Daha Fazla Bilgi
Ama ben onu korkuyla değil, zarafetle giydirdim.
Çünkü kadın, kendini korurken bile güzelliğinden, üretme isteğinden, varlığının estetiğinden vazgeçmez.
O yüksek topuklar, bir meydan okumaydı.
Kapanmış bir dünyanın içinde bile, kadının dik durabilme hâliydi.
O ayakkabıların altında zemin değil, bir inanç vardı.
Pencereden içeriye düşen ışık, tuvalin üzerinde dolaşıp figürün çevresine yerleşti.
Sanki dışarının sıcaklığı, içimdeki sessizliğe dokunmak istiyordu.
O ışıkla birlikte kadın da değişmeye başladı:
Sanki kendi karanlığını aydınlatıyordu.
Ve ben fırçamı her vurduğumda şunu hissediyordum:
Bu yalnızca bir resim değil; insanın kendi içine bakıp yeniden nefes almasının hikâyesiydi.
Arkadaki şövalede, başka maskeli kadınlar belirdi.
Onlar da resim yapıyorlardı; ben onlara baktım, onlar bana baktı.
O an anladım:
Biz birbirimizden uzak değiliz, aynı sessizliğin içindeyiz.
Her birimiz kendi evinde, ama aynı ışığın altında nefes alıyoruz.
Benim için “Nefesin Rengi”, bir dönemin kapanmış kapılarına değil, kadının içindeki ışığa bakışıdır.
Ve biliyorum:
Gökyüzü ne kadar parlak olursa olsun,
benim gözüm hep o pencerenin içindeki ışıkta kalacak.
Çünkü o ışık, dışarıdan gelen bir güneş değil;
kadının kalbinden taşan, dünyayı yeniden ısıtan nefesin rengidir.




