Yıl: 2025
Teknik: Tuval Üzeri Yağlı Boya
Ölçü: 60 × 80 cm

Bazen bir resme başlamak öyle bir istekle gelir ki, bu sadece arzu değil, bir zorunluluktur; nefes almak, su içmek gibi yaşamsal.
Bu resim de öyle doğdu.
Bomboş bir tuvale bir kadın yerleştirdim; onu görmek değil, ruhunu hissetmek, onunla birleşmek istedim. Çünkü sanatın büyüsü, görünmeyeni yakalamakta gizlidir.
Eser Hakkında Daha Fazla Bilgi
Fırçamın her dokunuşu, onun özünden bir iz taşıdı.
Kadını parçalara böldüm; bu bir yıkım değil, bir kutlamaydı.
O, sevgili, dost, savaşçı…
Her parça ruhunun farklı bir yönünü anlatıyordu.
Ama tüm bu parçalar birleşiyor, sarsılmaz bir bütün oluşturuyordu.
Renkler ruhumdan geldi: turkuazın dinginliği, mavinin enerjisi, fuşyanın tutkusu alev alev yandı.
Çantası, ayakkabıları…
İçinde taşıdığı umutlar, hayaller ve anılarla, yürüyüşüne anlam ve coşku kattı.
Arka plan bir düş gibiydi: ufukta turuncular, hayallerin morları, umudun sarıları…
Dağlar, ağaçlar ve sessizlik…
Kadının keskin hatları yumuşak manzarayla buluştuğunda yaşamın ta kendisi belirdi:
gerçek ve düş, yan yana.
O ileriye yürüyordu.
Her adımı bir mesafe değil, varoluş yolculuğuydu.
Başını geriye çevirip geçmişiyle barışıyor, ileriye adım atarak geleceğini inşa ediyordu.
Kendi hayatının kahramanıydı: geçmişiyle gururlu, geleceğiyle özgür, anıyla güçlü.
Ve tuvaldeki kadın bana gülümsüyordu.
O, kendi ruhunu bulmuş, içindeki ışığı ve gücü tüm kadınlara fısıldayan bir kıvılcım olmuştu.




